« Tant qu’il y a de la vie, il y a de l’espoir ! »

« Yaşam olduğu sürece umut vardır » (Türkçesi Fransızcadan sonra)
« Tant qu’il y a de la vie, il y a de l’espoir »
En ce début d’année, le monde s’enfonce un peu plus dans la violence systémique. Les agressions armées illégales et illégitimes se multiplient, imposées par la loi du plus fort, au service d’intérêts géopolitiques, économiques et idéologiques. Sous couvert de sécurité, de stabilité ou de défense, des logiques interventionnistes et impérialistes — portées notamment par les États-Unis, la Russie, la Chine, Israël et d’autres puissances — écrasent des peuples, détruisent des vies et normalisent l’inacceptable.
Face à cela, le silence n’est pas une neutralité : il devient une complicité.
Qu’est-ce que la liberté lorsqu’elle est revendiquée par certains et refusée à d’autres ?
Qu’est-ce que la dignité humaine, qu’est-ce que la compassion, lorsqu’elles s’arrêtent aux frontières, aux alliances ou aux intérêts stratégiques ?
Qu’est-ce que la richesse lorsqu’une minorité accapare presque tout, tandis que des milliards d’êtres humains survivent dans la précarité, la guerre et l’exil ?
Refusons un monde où la force fait loi.
Refusons que la dignité humaine soit hiérarchisée.
Refusons que la paix soit invoquée pour justifier la guerre.
En ce début d’année, affirmons clairement nos choix :
— l’égalité contre la domination,
— l’équité contre l’accaparement,
— la fraternité des peuples contre le repli, le racisme et la haine.
Ici et sur chaque parcelle de terre, construisons ensemble une paix réelle
non fondée sur l’hypocrisie des discours et le cynisme des puissants,
mais sur la justice, le respect du droit international et la solidarité concrète entre les peuples.
Que cette nouvelle année soit celle de la résistance à l’injustice,
celle de la parole libérée face à l’oppression,
celle de l’espoir actif, lucide et partagé.
Car tant qu’il y a de la vie, il y a de l’espoir —
et tant qu’il y a de l’espoir, il y a une responsabilité :
celle de lutter pour un monde où chaque être vivant est traité avec la même dignité, sans exception.
En ce début d’année,
mes meilleurs vœux :
pour l’égalité, la justice et la dignité de tous les vivants ;
en solidarité avec les peuples opprimés ;
contre la loi du plus fort ;
pour une paix juste, réelle et universelle.
>
« Yaşam olduğu sürece umut vardır »
Yılın bu ilk günlerinde, dünya giderek sistemli bir biçimde şiddetin içine sürükleniyor. Hukuk dayanağı olmayan, meşruiyetten yoksun silahlı saldırılar ve devlet terörü artıyor; güçlünün hukuku, jeopolitik, ekonomik ve ideolojik çıkarlar adına zayıfa dayatılıyor. Güvenlik, istikrar ya da savunma söylemleri ardına saklanan müdahaleci ve emperyalist politikalar — başta Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, İsrail ve diğer güçler tarafından yürütülen — kaynakları yalnızca kendi çıkarları için kullanırken halkları eziyor, katliamlara yol açıyor, yaşamları yok ediyor ve insanlık için kabul edilemezi sıradanlaştırıyor.
Bu durum karşısında sessiz kalmak tarafsızlık değil, suç ortaklığıdır.
Özgürlük, bazıları için talep edilirken başkaları için inkâr ediliyorsa, bunun anlamı nedir ?
İnsan onuru ve insan hakları, sınırların, ittifakların ya da stratejik çıkarların ötesine geçemiyorsa, neye hizmet eder?
Zenginlik, nüfusun çok küçük bir kısmı her şeye sahip olurken milyarlarca insan yoksulluk, savaş ve sürgün içinde yaşamaya çalışıyorsa, nasıl meşru olabilir?
Tek yasanın « güç » olduğu bir dünyayı,
insan onurunun sınıflandırılarak bölünmesini,
savaşları ve katliamları meşrulaştırmak için barışın kullanılmasını
reddedelim.
2026 yılının bu ilk günlerinde, ne istediğimizi, nasıl bir yaşam ve nasıl bir dünya istediğimizi açıkça söyleyelim:
— sömürüye karşı eşitlik,
— birikime karşı adalet ve hakkaniyet,
— içe kapanmaya, ırkçılığa ve nefrete karşı halkların kardeşliği.
Burada ve her toprak parçasında gerçek bir barışı birlikte inşa edelim
söylemlerin ikiyüzlülüğüne ve güçlülerin çıkarcılığına değil;
adalete, uluslararası hukuka saygıya ve halklar arasındaki somut dayanışmaya dayanan bir barışı.
Bu yeni yıl,
adaletsizliğe karşı direnişin;
baskı karşısında özgürleşen sözün;
etkin, bilinçli ve paylaşılan umudun yılı olsun.
Çünkü yaşam olduğu sürece umut vardır
ve umut olduğu sürece yaşama karşı bir sorumluluk vardır:
istisnasız, her canlıya aynı onurla muamele edilen bir dünya için mücadele etme sorumluluğu.
Bu koşullarda,
yılın bu ilk günlerinde
ne dileyebilirim ki:
tüm canlıların eşit, adil ve onurlu bir şekilde,
evrensel bir barış içinde yaşadığı;
zorbanın ve güçlünün hukukuna karşı durulabildiği,
ezilen halklarla dayanışma içinde olunan bir dünya özlemiyle…

Lien Permanent pour cet article : https://acoskun.fr/tant-quil-y-a-de-la-vie-il-y-a-de-lespoir/

Shares